
burası neresinden ölüm
hangi kısrak boğumlu akrep ısıracaksa düşümü
kendimi rüzgâr boğumunda yüzüne çarpacağım
bilecek kuş sürüleri aslında ölümün de rengini
pervasız sevmelerde hayat kirlerini
döktüğünce uçurum kalırsın dişlerimde
gebe yol karnındaki sancıyı deprem diye
sürer öğle arası yetimliğe katıksız gülüş
ikindi baharı çatırdatır saçaklarına nisyan
nisyan bir güneştir oysa belirir saçlarında
nihayetsiz saçaklarından sızar eylül
kızıl bir günce gibi açılır sayfa
örtüne merhamet süzülmüş leyl
sancısını çekerken mecnun
çöl gazeldir dilinde acının.
burası neresinden ölüm
sokağın adına doğru kırmızı
çizgilerini kim yakar ateşin
çekilirken son intikam kınında
merhamet güzeldir oysa
dağda hafifse rüzgâr
melek ve dua kadar
yürü içimin keşfi ey derviş
nefsimin ölüm isteğinde
ölmek kadar gerçeğim
ıslah edilmek kadar uysal
kalbim pas beslerken
ruhum pak
mekandan geçiyorum
burası neresinden ölüm
bilal can
filbahar/9